• 10 Kasım – “Fikirler ölmez…”

      Herkesin her 10 kasım da yaptığı gibi bir fotoğrafla bir videoyla bir sözle sosyal medyada bir paylaşım yaparak seni anamazdım Atam… Çünkü içimde hep hayattaymış-sın gibi sana anlatacaklarım var benim… Cahillikle büyük bir savaş veriyoruz, kulaktan dolma bilgilerle yaşanıyor artık Senin hatıralarının bulunduğu parti ve düşünce kuruluşları senin adını kullanarak yıllar içinde kendinden olmayanları(…)

  • Kişisel Gelişim + Motivasyon = Yaşanmışlıklar + Hayat

    Oldum olası sevemedim kişisel gelişim kitaplarını, iki cümle okuduktan sonra sıkılan, gerilen bir yapıya sahibim… mesela şöyle hissediyorum kendimi, karşımda boş konuşan ve susturamadığım bir insan varmış gibi… Kendi yaşanmışlıklarıyla yazılan cümlelerle, diğer insanlara toplumsal genellemeler üzerinden anlatılan yazı topluluğu, fikir karmaşasına karşıydım çünkü hep… doğduğum günden beri etrafımda dönen dünyayı gözlemleyerek, girdiğim ortamları çözümleyerek,(…)

  • “Sonradan” Hep “Son”dan Sonra Gelir…

    sonradan hep son dan sonra gelir aklımız başımıza çünkü son yaşanır son dan sonra aradan geçen zamanla anlaşılır her şey son aradan geçince akıl sonradan gelir aklımız başımıza son dan son yaşandıktan sonra  

  • Hayali Bir dünya

    Ne zamandır suskunum ve bir o kadar da dile gelen karamsar kelimelere sahibim ve ne kadar karamsar ise cümleler o kadar yazmak istememem ama bu seferde suskunluk ağır bastıkça iç yorgunluğum artmakta   sonra tam yorulduğun anda durup dinlenirsin il gördüğün güzel yerde amaç yenilenmektir tam o anda ben yorulduğumu tam anlamazken bulut gibi sis(…)

  • beni duygulardan uzak tutun

    tek cümledir hayatımın özeti beni duygulardan uzak tutun kendi kendime o kadar çok kaldım ki en ufak his kırıntısında dağılıp saçmalamaya başlar haldeyim bu kadar zayıf olduğum ve bilip düzeltemediğim tek zaafım işte o kadar eksiğimki uzun yıllardan gelen alışılmış yalnızlık acınası bir beceriksizlik ve sonsuzluk gibi gelen sona giden yolun yalnızlığı bıkmışlık anlamsızlık tükenmişlik(…)

  • sonsuz salınmışlık…

    (Şarkı notu:””o koca umut tepesinin üstesinden gelmeye çalışıyorum  bir amaç&yön uğruna “”)   yine ……. yine mi…. evet yine… kaçışım başlıyor, iç hesaplaşmalarım, ne kadar yorgun olduğumu farkediyorum sonra yorgunum ve gitgide yoruluyorum sonra kapımı çalıyor üşengeçlik ve boşvermişlik… sonra hafif bir algı… geleceği çiziyor kafasında yok ya diyor olmaz salla gitsin… sonra başlamadan biten(…)

  • Aklın Can Çekişmeleri

    yine geldiler çokta keyifsizler böyle tadları tuzları yok düşünceler düşünmeler düşüncesizlikler düşünmeyi düşünmemeye çalışırken düşünceyle düşünmeme savaşları içinde düşünmemeye endekslenip düşünmeye bırakılan düşünceye hüküm sürülemeyen düşünmeli ama ne düşünüldüğünün farkında bile olunmayan düşünülmeyen ama düşünülmüş gibi geçen düşünceli saatler. sonuç aç kendine bir dizi unut her şeyi sonuç aralıksız izlenmiş 6 bölüm #narcos dizisi sonra(…)

10 Kasım – “Fikirler ölmez…”

2213956_4c14f1913fa0cc31ee6cde7a6926a5ca_640x640

 

Herkesin her 10 kasım da yaptığı gibi
bir fotoğrafla
bir videoyla
bir sözle
sosyal medyada bir paylaşım yaparak seni anamazdım Atam…
Çünkü içimde hep hayattaymış-sın gibi sana anlatacaklarım var benim…

Cahillikle büyük bir savaş veriyoruz, kulaktan dolma bilgilerle yaşanıyor artık
Senin hatıralarının bulunduğu parti ve düşünce kuruluşları senin adını kullanarak yıllar içinde kendinden olmayanları ezdiler, adını lekelediler ve şimdi bir kindar nesil çıktı ortaya…

oysa seni putlaştırmak yerine senin fikirlerini yaşatsalardı
senin heykelini dikmek yerine senin düşüncelerini gerçekleştirecek ilim irfan yuvaları kursalardı
senin üzerinden başkalarını ezmek yerine, dışlamak yerine senin olgularını anlatacak eğitim ve kültür yapıları oluştursalardı
vatanı senin ismin üzerinden sevmek yerine, senin “Ey Türk Gençliği” diye başladığın kelimelerin cümlelerin üzerinden sevselerdi bu vatanı
yani seni anlasalardı ve seni anlatsalardı
seni anlamak yerine seni kullandı dünden bugüne tüm insanlar
ve bugünden yarına yine senin adını kullanarak cahiliyete sebep olup sürdürecekler…
şuan herkes bir kurtarıcı bekliyor Atam
ama sen zaten beklenen kurtarıcıydın ve bize bu vatanı kurtaracak tüm ilim, irfan, fikir ve bilgiyi bırakıp gittin…
gözleri kör insan silsilesi bir görebilse aslında
kurtarıcı senin izinde hepimizin olduğunu bir anlaya bilse
o zaman Türkiye değil yeniden dünyaya barış getiren bir ulus olabilirdik.
Bu dünya ve bu vatan gerçekten huzurla mutlu
tebessümle ve medeni yaşanabilecek bir yer haline gelebilirdi.

Ben Atam senin izinde
kendimce ilerlemeye çaba sarfediyorum.
senin fikir ve önderliğinde
bir beden bir isim olarak değil
bir bilge olarak örnek alıyorum.

Kayseri’ye senin izini senin adını anmadan bırakacağım… çünkü sen adının anılmasını değil fikrinin yaşamasını önemsersin…
ve bende senin izinde ismimi değil fikirlerimi bırakıp son nefesime kadar savaşacağım…

burada kısa kesiyorum Atam artık okumuyor kimse
ama içimi biliyorsun ya sen
sonsuza dek…

oguzhan abdi oguz
10 kasım 1938

 

Kişisel Gelişim + Motivasyon = Yaşanmışlıklar + Hayat

Oldum olası sevemedim kişisel gelişim kitaplarını, iki cümle okuduktan sonra sıkılan, gerilen bir yapıya sahibim…
mesela şöyle hissediyorum kendimi, karşımda boş konuşan ve susturamadığım bir insan varmış gibi…

Kendi yaşanmışlıklarıyla yazılan cümlelerle, diğer insanlara toplumsal genellemeler üzerinden anlatılan yazı topluluğu, fikir karmaşasına karşıydım çünkü hep…

doğduğum günden beri etrafımda dönen dünyayı gözlemleyerek, girdiğim ortamları çözümleyerek, toplumsal olgular, teknolojik gelişmeler yani dünyanın bir insan gibi olgunlaşma süresinde yaşanılan öğretilerden ders çıkarma eğilimim var…
Bu eğilim süresince asıl öğreti bana anlatılan değil, kendi yaşanmışlıklarımı analiz etmemle oluştu…
çünkü hayata her insan farklı bakar…
size bir başkası tarafından sunulan her fikir, her tecrübe aslında kendi kişisel gelişiminizin içerisine eklenen bir fikir tohumudur…

toprağa atılan tohumlar belli süre sonra filizlenir, bizlere atılan fikir tohumları işte böyle yavaşça filizlenir…
bilinçaltımıza toplumsal ve kişisel olgularla atılan tohumlarla fikir sahibi oluruz…
Kendi kişiliğimizde bu tohumların hangilerinin filizlendiği’ne bağlı olarak oluşur…

oysa deneysel yöntemlerle fikir tohumlarını bizlerin bulması gerekmektedir ve kendi kişiliğimizin tarlasına bizzat kendimiz tarafından ekilmelidir…
hayatımda kişisel gelişim olarak 2(iki) kitabı sevmişim ve okumuşumdur.
birincisi “S.ktir et”

siktir-et-pdf-indir

Hayatım boyunca argo kültüründen uzak durdum. Öğretmen çocuğusun, kibar olmalısın, efendi olmalısın, örnek olmalısın, saygın olmalısın falan… filan…
üniversite yıllarına geldiğimde anladım ki hayatta senin bir olay karşısında en doğal, en rahatlatıcı, en içten tepkin “hasss.ktir” olabiliyor…
Bu kitabın satılmasının en temel nedeni bastırılmış, ayıp olarak sunulmuş “s.ktir” kelimesinin aleni bize sunulmasıdır. insanlar çünkü bastırılmış duygularına yönelirler…

Kitaba gelirsek, adı üstünde gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen süreçte yaşadığın hayatın aslında boş olduğunu, “çok ta şeeey yapmamak lazım’ın” göz önüne çıkmış hali… yani “yaşa gitsin işte bu dünyaya gelmişsin ne takıyorsun, takma, salla gitsin” diyor bize…
ve her ne kadar bencil düşünceye yönlendirse de ona da geleneksel cevapların dışına çıkarak, ruhu rahatlatıcı bir  tepkiyle “s.tit et” diyor…
bende bu kitap üzerine daha fazla konuşmak istemiyorum zaten ee o halde “s.tir edip” yoluma diğer kitapla devam edeyim…

 

0000000056587-1

Başucu kitabının anlamını bilenler için söylüyorum bu kitap benim başucu kitabımdır…

alışıla gelmiş kişisel gelişim kitaplarından farklı olduğunu dünya çapında sahip olduğu ünden anlayabiliriz zaten…
topluma güzel bir başkaldırı…
kendi içine yönelmenin anlamını…
umutsuzluğa düştüğümüzde savaşmanın ki insanın kendi ile savaşması, kendi düşüncesine hükmetmesinin zorluğu hepimizce aşikardır…
ve her ne kadar başarı yada kahramanlık seviyesine ulaşalım, yüzyıllardır olan toplumun hep aynı olacağını ama oluşturduğumuz farklılıklarla en azından vicdanı rahat birey olarak kalacağımızın yegane özetidir. (not: eklenmiş dördüncü bölüme göre yorumlanmıştır.)

diğer başucu kitabım olan ve bana göre değerli bir kitap olan montaigne-denemeler’den yola çıkarak
hayat boyu güncellenen bir kitap, hayat boyu değişen fikir demek…
insan devamlı gelişim içinde…
gelişimin olduğu yerde anlatılar ve öğretilerden ziyade yaşanmışlıklar ile kendi iç yolculuğunuz ile bulduğunuz yol asıl olan yoldur…
kendini bilmek asıl mutluluktur en mutsuz anlarınızda bile size sunulan…

var olan hayatların anlatıları ve öğretilerinden ders alalım tabi ki ama kendi hayatımızı kendimizle öğrenelim…
bir başkasının veya bir toplumun direttiği görünmez fikir tohumlarının yeşermesine izin vermeden kendi tohumumuzla kendi fikir tarlalarımızı ekelim…

oğuzhan abdi oğuz
vakit buldukça yazar

 

Hayali Bir dünya

Ne zamandır suskunum

ve bir o kadar da dile gelen karamsar kelimelere sahibim

ve ne kadar karamsar ise cümleler

o kadar yazmak istememem

ama bu seferde

suskunluk ağır bastıkça

iç yorgunluğum artmakta

 

sonra tam yorulduğun anda

durup dinlenirsin il gördüğün güzel yerde

amaç yenilenmektir

tam o anda ben yorulduğumu tam anlamazken

bulut gibi sis içerisinden

pamukşeker gibi bir hayalin içinden

bir ses dedi dinlen

bir tatlı nağme

bir hoş tını

çekti beni yavaşça

dinleneyim dedim

sonra dedi ne kadar karamsarsın

sevgi varken bu hüzün neden

tebessüm etti bir çiçek

su kenarında sevgiyle hayat bulan

bir açelya

konuştu benimle

dedi umut var hala

sadece güzelliği gör

bir hayal kur kendine

o dünyaya aşık ol

o hayale yaz

susma sadece

kelimelerine hayat veren

kelimelerine değer veren

görünmez ruhlar var dedi

o zaman dedim bir aşk lazım bana

ve bir hayali dünya

yazmak lazım

öyle ki gerçek olmayacak kadar güzel

bu dünyayı yazmak lazım

yazmak lazım ki bir umuda tutunmak

ve bir hayale tutundurmak lazım kayıp ruhları

intihara sürüklemektense ruhu

çiçekbahçesinin en güzel çiçeği

o eşsiz açelyanın kokusunu hissetmeli

hissetmeliki

geleceğe bakabilmeli

kelimelere hayat verebilmeli

şimdi dinlenmiş ve yenilenmiş olarak

bir hayale yürüyorum

ve bir hayale yazıyorum kelimelerimi

çünkü o hayal anlattıklarıma değer veriyor.

beni duygulardan uzak tutun

tek cümledir hayatımın özeti

beni duygulardan uzak tutun

kendi kendime o kadar çok kaldım ki

en ufak his kırıntısında dağılıp saçmalamaya başlar haldeyim

bu kadar zayıf olduğum ve bilip düzeltemediğim tek zaafım işte

o kadar eksiğimki

uzun yıllardan gelen alışılmış yalnızlık

acınası bir beceriksizlik

ve sonsuzluk gibi gelen sona giden yolun yalnızlığı

bıkmışlık

anlamsızlık

tükenmişlik

hissizlik

ama içinde hissizliğin tezatı aşırı hislilik

çünkü

eksiğim…

hissediyorum

ve

eriyorum…

sustum…

sonsuz salınmışlık…

(Şarkı notu:””o koca umut tepesinin üstesinden gelmeye çalışıyorum 
bir amaç&yön uğruna “”)

 

yine

…….

yine mi….

evet yine…

kaçışım başlıyor,

iç hesaplaşmalarım,

ne kadar yorgun olduğumu farkediyorum sonra

yorgunum

ve gitgide yoruluyorum

sonra kapımı çalıyor üşengeçlik ve boşvermişlik…

sonra hafif bir algı…

geleceği çiziyor kafasında

yok ya diyor olmaz salla gitsin…

sonra başlamadan biten bir savaş….

sonra diyor

en iyisi yalnız yürümek

kendini alıp gitmek

kaçmak diyor yine içine doğru saklanmak

susuyor..

susarken konuşan tek şey müziklerim oluyor…

iyi ki diyorum

iyiki müziklerim var..

yol müziklerim…

ve tekrar susuyor

kendimi yıldızlara bırakıyorum…

geceye salıyorum

ve kenara bir şarkı bırakıyorum

bu hatırayı da kenara saklamak için ve hatırlatması için

 

Aklın Can Çekişmeleri

yine geldiler

çokta keyifsizler

böyle tadları tuzları yok

düşünceler düşünmeler düşüncesizlikler

düşünmeyi düşünmemeye çalışırken düşünceyle düşünmeme savaşları içinde düşünmemeye endekslenip düşünmeye bırakılan düşünceye hüküm sürülemeyen düşünmeli ama ne düşünüldüğünün farkında bile olunmayan düşünülmeyen ama düşünülmüş gibi geçen düşünceli saatler.

sonuç aç kendine bir dizi

unut her şeyi

sonuç

aralıksız izlenmiş 6 bölüm #narcos dizisi

sonra uyku

bu kaçışlar ne kadar sürecek bilinmez

eskiden kitap okurdum düşünmemek için

sonra dizi filme bıraktı kendine düşünmeme savaşlarım

şimdi gezme tozma yollarda bulma

ama yollar tedavi etti beni

çünkü düşüncemi yönlendirebiliyordum

düşünceye hüküm sürdükçe

daha güzel düşünmeye başladım

ama ya yolda değilsem!!!

işte sorun burada başlıyor

yol beni iyileştiriyor

21 saat süren van gölü ekspresi ile yapılan yalnız yolculuk

gezilen 3 ülke

69 şehir

otobüsler

trenler

uçaklar

yürüyüşler

en çok da yürüyüşleri sevdim

bir gün de katedilen 25 km yollar

her defasında kaybolunan

nereye gittiğini bilmediğin yollar

ve yeni şeyler görme arzusu

arasokaklarda kaybolmak

ormanda kaybolmak

kendinde kaybolmak

kayboluşlarında

sokakta bulunan bir güzelliği

ormanda çıkılan zirvede görünen manzara

kendinde bulduğun güzellikler

aslında kaybolmak karamsarlığa bağlanmamalıydı

kaybolmak kendini keşfedişti tekrardan

bende buldum kendimi

her yola çıktığımda

şimdi ise

8-5 haftanın 6 günü zoraki hayat

ve sonrasına sıkıştırılmış kurtuluş çabaları

ve soru şu bu dünya da niye varız

bence biz yaşamayı çok yanlış anladık

fakat anlatacağım seviye de insan kalmadı şimdi

önce dünyaya sustuk

sonra insanlara sustuk

en son kendimize

ölürkende kelimelerimize sustuk

ben şu an son evredeyim

ölürsem

susacak kelimelerim

direniyorum hala

çünkü anlatacaklarım var.

benden kalacak tek miras

o yüzden

başladım yeniden yazmaya…

 

oğuzhan abdi oğuz

 

rakı taneleri

dışarda kar yağıyor

beyazlar içerisinde dünya

çevrem beyazlar içerisinde

ben yorgun ben bitik ben yitik

içim nedense sıkıntılı
hani dedim ya çok içen biri değilim
böyle oturup hüzünlü şarkılar dinleyip
bi kaç duble rakı içerken kederle oturmak
kederle susmak kederle kederli şarkılar dinlemek istiyorum

bana şuan lazım bir sahil kasabası

bir mavi deniz ve gökyüzü

hafif kızıl gün batımı

tablo gibi bir görüntü ve kederli içimle

şimdi karşımda kar taneleri değil

keder yüklü rakı taneleri yağıyor

tane tane kederlerle

 

ve sordu bana

—-gitmeler neden….

gitmelere alışığız biz :) o yüzden kendinle kendince
—Alışık mısın neden
öyle tabi alışığız çünkü
çok insan geldi geçti en az 1500 öğrenci geldi gitti
üniversitedekiler geldi gitti
akrabalar şehir değiştirdi geldi gitti
eski mahalledekiler geldi gitti
tiyatro yaptım askerlik yaptım
geldi gitti
gezdim gezdiğim yerdekiler geldi gitti
kısmen hayatımıza girenler oldu
onlarda geldi gitti
yani insanlar gelirler giderler
yapman gereken güzellikleri al
hoş anıları koy kenara
kötülere takılma kötüleri umursama
kendinle kendinle yaşa güzelce :)
hayat bile geliyor ve gidiyor günden güne tükeniyor
yyaşadım demek için anılar gerek anıların kadar yaşarsın hayatta

benimde kalbim var

ya yapmayın şöyle

bir an umut verip

daha umudu içime sindirmeye çalışırken

tüm karabasan korkularımın

tüm melankolik gecelerimin

tüm kendimi yollara verip

düşünceyle geçen km’lerce yolun

sonu yokmuşcasına içimde açtığı acıya

bıraktırmayın kendimi

neden diye

sormaktan yoruldum

duvar ördüm

duvarları yıktınız

şimdi zırh ördürmeyin bana

dünyadan lanet ettirmeyin

kalbimiz çocuk

kalbimiz temiz

kalbimiz sevgiye aaç

sadece sevseniz çok mu zor

benimde kalbim var….

içim

susuyorum
duygusuzluğum
umursamazlığım had safhada
diyorum ki
lan ne güzel değiştir
demir gibi oldun
etkilemiyor hiçbirşey seni
duvar gibisin
sonra bir çift göz sevgi gösteriyor
temkinli ilerliyorsun
bakıyorsun bazı şeyler olacak gibi
bir anda yıkılıyor duvarlar
o demir gibi iç
gidiyor bırakmak istercesine kendini bir damla gözyaşına yolculuk ediyor
henüz düşmüyor ama
ama
içim acıyor yine
içimi açtıkça
neden uzaklaşıyor
adımlar geri gidiyor…
yoruldum patron
yoruldum
içim acıyor.