KAYIP’oluş

tumblr_nyhnnnLIeY1skg0tio1_500

 

ilk defa bu kadar uzun sürdü buhranlar,

bu kadar enkaz altında kalmamıştım hiç…

 

hayat bir öğretiydi ve her tükenişte yeniden doğuyordum,

biraz daha güçlü

biraz daha umutlu

ve acıya bağışıklık kazanmış gibi…

ama bu sefer

ilk defa hiç bir ilaç tesir etmedi yarama…

 

Hayat kaçık bir uyku aslında

ve ben bu sefer ayılamıyorum…

hayat

Kayıp’oluş…

 

Hayata karşı heyecanınızı kaybettiniz mi hiç ?

ben ilk defa kaybetmiş hissediyorum…

 

yaptığım onca uğraşa rağmen hepsine karşı aniden kaybedilen heyecan

ve hissizlik hakim içimde…

İç’im H’iç im şimdi…

H’içim

 

bekliyorum yeniden o hayat dolu halime döner miyim diye

ama günden güne daha da kapanıyorum kendi içime…

ne kendim çıkabiliyorum bu sefer, ne de beni bu buhrandan çıkaracak biri var yanımda…

 

zaten başlangıcı da bu değil miydi…

tüm buhranların sebebi

yalnızlığım değil miydi…

yalnızdım…

şimdi de kendimi yalnızlaştırıyorum…

Kayıp’oluş u yaşıyorum…

Kayboluyorum…

 

bu sefer geçmiyor işte…

enkaz altında kalıyorum…

kimse bulamıyor beni…

Kayıp’oluyorum…

sessizce…

sesim kısıla kısıla…

susuyorum….

 

oğzuhan abdi oğuz

 

kayıpolus 1 kayıpolus 2

 

H ‘ iç…

hiç1

 

yapılabilecekleri yapıp geriye yaslanıp beklemekti hayat…

vicdan rahat ama yine bir umut kırıntısına tutunmaya çalışıyor duygular…

öğrenilmiş çaresizlikti aslında…

hiç olmayan ve iç çekişlerle kalınan….

içim Hiç ‘im şimdi…

 

Bir barış güvercini gibi

insanlığın içerisine karışıp

kırıntılarla beslenip

umut topluyordum ruhuma

 

bir bülbül gibi

cıvılcıvıl parklarda

insanlar içerisinde

şakıyordum sevda türküleri

 

bilirim

ya erken olur hep

yada geç

senin o na baktığın gibi

o bakmaz hiç

 

İç

 

H’iç

 

şimdi son kırıntılarımla bekliyorum…

 

mutluyum aslında

gözlerinde ki mutluluğu gördükçe…

senin için mutluyum, seni mutlu edebildiğim için mutluyum, seninle olduğum için mutluyum…

biraz buruğum sadece içimden dolup taşan duygularla sarılamadığım için sana

ellerini avuçlarıma alamadığım için

gözlerine hisli bakamadığım için

yakınken uzak kaldığım için

 

bir gün

bir an

bir umut kırıntısıyla

bekliyorum…

 

H’iç

 

İç

 

hiç2

Bir Pazar daha

bir pazar daha

suskun ve tek

bir başına bir odada kendinle kendi cümlelerinle

gece yatmadan izlenmiş duygusal bir film

kafaya konulmuş sevilmesede içilmek için bekleyen bir şarap şişesi

şarap bile daha tatlı daha güzel içimlik olmak için 1 saat havalandırılıyor…

peki ruhum bu kapana sıkılmış odada tek başına nasıl hava alabilir

elimde hüküm sürülen tuşlar ve tuşlarla yaratılan sonsuzluk dolu sözler ve cümlelerden başka

hiçbirşey yokken

arka fonda çalan “ah bu ben kendimi nerelerde bulsam-çekilsem sahillere hayaller mi kursam” sözleriyle

yeniden başlangıca teşvik eden düşüncelerle hüküm sürüyor

lanetlenmiş yanım

lanet

inanıyorum öyle birşeyin varlığına

kimine göre bu hayatta ki sınavımız

ben hep ortalama bir öğrenci oldum ki tanrım

nasıl başarıyla çıkarım sence bu sınavdan

ben hem ordan hem burdan çaldım herkesin gönlünü hoş tutmak için

kendi gönlümü mahçup etmemek için

söylesene tanrım ben hiç 100 olmadım ki bir sınavdan da senin sınavından nasıl başarıyla yüzümün akıyla çıkarım

tanrım

sen beni biliyorsun işte

ortalama bir insanım

sınavın kurtarması da yok

o yüzden izin ver bana

bir yudum daha alayım şu şaraptan

yoksa nasıl aksın kankırmızısı göz yaşları gözümden

ruhum nasıl kızıllara boyanmasın

dudaklarım nasıl dillenmesin en can alıcı duygularla

o yüzden izin ver de bana

bir yudum daha alayım şaraptan ve her tarafımı kankırmızısına boyayım…

bak hayalim bile orta yollıu

ne karanlık istiyor ne aydınlık beyazı çağırıyor

hafif can çekişmeli

kırmızıya çalası var

….. bırak izin ver tanrım…

tam o an da

Tam bunalımın son demlerindeyken

ruhu iyice çökertmek için bir film açıp, depresyonun en dibine inerken…

ve üzerine cila olsun diye tam da açmak üzereyken yıllanmış şarabı

tam da o an seslendin bana…

şimdi şarap tekrar eski yerinde…

film bitmiş durumda…

ve sesinle yeniden hayat bulan bir ben var….

şimdilik yine kurtulduk…

dibe batmaktan…

Hep aynı şeyler…

Tarih tekerrürden ibaret hayatta yaptığın hataların tekrarından…

Bu kaçıncı bunalım dolu an ve kaçıncı mağlubiyet kendime kendimce yenildiğim….

Kafam o kadar dolu ki

neredeyim

ne yapıyorum

hangi alemde geziyorum farkında bile değilim…

 

Sevdiklerinize Değer Vermeyin!!!

Sevdiklerinize değer vermeyin

çünkü değer verdikçe

kaybediyoruz onları

 

sevdiklerinize değer vermeyin,

çünkü değer verdikçe

biz değersizleşiyoruz

 

yani

 

sen değer verdikçe “hiçlik” buluyorsun karşılığında…