KUŞ

I BÖLÜM – ( TAVAN )

 

Uyumak, uyumak gerekti bu duygudan kurtuluş için. Yüreğe söz geçmeyen durumlarda insan kendini bir kanepenin üzerinde bilinçsizce tavana bakarken bulur hep. Hükmü sürülemeyen düşünceler, çıldırtacak kadar beyni doldurur ve kafanı kaldıramayacak gibi olur insan.

En son bakışın “gözler önünde canlanması” en son söylenen sözlerin “kulaklarda yankılanması” en son yazılan mesajın “defalarca okunması” …
Kaldıramıyor insan tüm bu birikim üzerine kafasını ve üstüne “geçmiş anıların hatırlanışı” daha da beter yapıyor insanı…

Mutfağa gidiyor bir bira daha alıyorsun, yetmiyor… Üstüne bir büyük açıyorsun, arka fonda kederli müzikler, elinde mutlu anılara ait fotoğraflar…
Odanın her yerinde anılarla dolu sahneler canlanıyor…

Uyumak, uyumak gerekti kurtuluş için ama sen kendini bir an da sokakta, yağmur altında, sırılsıklam olmuş, gözlerinden yaşlar gelirken bir yudum daha alıyorsun elinde ki şişeden…

Yalnızlık, insan eğer duygusal bir çöküş yaşıyorsa elinde kalan kendiyle geçen o amansız sessiz saatler ve yalnızlıktır. Kafanda konuşan ikinci ve üçüncü seslerle adeta şizofreniye bağlamış gibisindir…

Tavan

bazen en güzel manzaradır kendisi, bazen en karabasan korkularını yansıtır sana, gözlerinden yansıyan anılarla geçmiş, gelecek serilidir…
kendini izlersin tavanda…
Hataların, yanlışların, mutsuz anların yansır… araya sıkışan bol tebessümlü anılar arada gülümsetir seni, iyi ki yaşamışım dersin ve sonra tekrar karabasanlar gelince hayattan kopmaya başlarsın yeniden…

Kanepe, Yatak ve sonra kendini bulduğun yer taş bir zemin yada parke üzeridir…

ne zamandır yerde yattığını bilmiyordu, tavana bakarken… gözlerinden tavana yansıyan tüm yolculuklarından takılı kaldığı tek sahne, ağaçlı yoldan son hız ilerlediği ve ağaçların gitgide bulanıklaştığı…

 

II. BÖLÜM – ( KENDİNİ SUÇLAMA )

Şimdi ikinci evresinde bunalım ve depresyon. Tavana bakarken yan dönüp duvara bakmaya başlarsın, ardından yastığa gömülürsün, ağlarsın, kendini boğmak nefessiz kalmak istersin, salyaların akar yastığa, elinle silersin… işte tam bu anda sadece yaşanılanlara dönüp “nerede hata yaptım” düşünceleri geçer içinden… tüm son “an”lar canlanır yeniden göz kapakların kapanır kapanmaz…

Her kelime, cümle bir şair edasıyla arka fonda çalan duygusal müzikle yüreğine işler… öyle bir suçluluk duyarsın ki lanet okursun kendine… tüm dünyanın sebebi sensindir… savaşların, kavgaların, çevre kirliliğinin, bulabildiğin tüm suçları yüklersin kendine…

Tüm yaşanmışlıklar 100 yıllık bir evin kullanılmayan terk edilmiş ahşap mobilyaları gibi zamanla çürümeye ve dokundukça dağılmaya başlamıştır…

geçmiş kendisini doğada çürümeye terk etmiştir.

iç çekişler içerisinde ara ara tabiata karşı gelircesine düşünceler gelir gider…” biraz seni özledim, biraz sesini, biraz sohbetini” şarkı sözlerinde ki gibi biraz biraz hatırlatır kendini… sonra gitgide silinir ve ahşap toz olur toprağa karışır ölüm gibi…

 

III. BÖLÜM – ( SAVUNMA )

 

Kendini öldürürcesine, en acımasız  hakim olup, kendini tüm suçlamalardan mahkum ettikten sonra kaçınılmaz gerçeği kabullenmekten az sonra, hücrende kilitli demir parmaklıklar ardında kalp gardiyan olmuş vicdanla dertleşirken susarak en büyük ihaneti kendine yaptığını anlayacaksın ve bir savunma daha yapabilmek için yalvaracaksın hakime…

İç hesaplaşmalar içerisinde aslında yaptığın tüm her şeyin, attığın adımların, söylediğin sözlerin hepsinin sebebi yaşadıklarındı… Oysa sen yapabileceğin her şeyi yağmış daha sonra gücün kalmamaya başladıkça hırçınlaşmıştın… seni anlamamışlardı… sen kendini anlatmaya çalışırken kırıp dökmüştün ortalığı…

en iyi avukatın karşısında dilin tutuldukça, tekrar tekrar yaptıklarını anlatıp hem anılarınla yüzleşirken hemde nedenlerini sorgulayıp doğru olanı anlatmaya çalışırken bulursun kendini… vicdan savaşları içerisinde yenikte düşebilirsin, galip de gelebilirsin….

 

 

kendime not

uzun zamandır bunalımdayım

ve üzerimden atamıyorum biliyorum bunu

kendime daha ne kadar zarar verebilirim onu da bilmemekteyim

 

ama bu kendime not olsun

artık tekrar hayata dönme zamanı geldi bence

toparlan bakalım ruhum…