tekrar,tekrar ve tekrar

 

 

zamanın ötesine geçemiyor insan…

hep bir adım geri de kalıyor.

defalarca zamana mağlubiyetini tadıyor…

gün bitiyor

gün başlıyor

yine tekrar ediyor tüm yenilgiler

tekrar

tekrar

ve tekrar

bitmek bilmeyen bir mağlubiyet bu zamana karşı kaybedilen…

sen kendin olmak istediğin her an bir mağlubiyet daha alıyorsun

her mağlubiyetinde kaçıp kurtulmak istiyorsun…

düşüyorsun yollara

yollardasın

tekrar

ilerliyorsun uzaklara

yollarda asfaltın çizgilerine bakıyorsun, camdan dışarı bakıyorsun, senin dışında akan bir hayat…

devam ediyor diyorsun hayat

birbiriyle arkadaş dost başaklar mesela

ellerini bırakmayan tepeler

inişler ve çıkışlar görüyorsun

bazen ıssızlığın ortasında

hayata tek başına tutunmuş bir ağaç görüyorsun

bazen açık gökyüzü

bazen kapkara bulutlar

yol ilerliyor…

rüzgar esiyor

işte bu benim hayatım diyorsun

zamanı yakalamaya çalıştığını düşünürken

anlıyorsun zamandan kaçtığını…

ulaşıyorsun bir şehre daha

sanıyorsun buradaki farklı hikayeler unutturacak sana

kaybedilen onca savaşı,

yürüyorsun

hafif esinti

dökülen sonbahar yaprakları

adımların gitmek istemezcesine

ve yer çekimine ayak uydurmak istercesine

seni çekiyor dünyanın merkezine doğru

bakıyorsun gökyüzüne

ellerini uzatıyorsun

kurtar beni dercesine

ama zaman hep yanı başında bekliyor

mağlubiyet

içimin yaşadığı…

biliyorsun ki ne zaman kendin oldun

o zaman yenildin…

koşuyorsun

kaçarcasına geçmişinden

kurtulmak istercesine şu anından

yetişmek istercesine geleceğe

yakalamak istiyorsun zamanı

koşuyorsun geçmişin izleri gözyaşlarından damla damla akarken

koşuyorsun şuanın mağlubiyeti içini kemirirken

ve aniden duruyorsun…

arkandan gelen karanlık çekiyor seni

kabulleniyorsun mağlubiyeti…

umudunun kalmadığını,

her şeyin anlamını yitirdiğini ve inancının kalmadığını…

inancını yitiriyorsun

susuyorsun…

şimdi kendine bile konuşmuyorsun…

içindeki savaşta bitiyor

zamana kaybediyorsun…

zaman kazanıyor

yüreği sevgiyle büyümek isteyen bir ruh daha

yitip gidiyor…

hissizlikle dolu karanlık alıp götürüyor son umut kırıntısını da…

zaman duruyor…

etrafına bakıyorsun son kez…

ve izliyorsun zamanın birkez daha haklı galibiyetini…

gözlerini kapıyorsun…

ne kurtarabiliyorsun kimseyi, ne kurtula biliyorsun…

susuyorsun

gözlerini kapıyorsun…

bitiyor…

 

oğuzhan abdi oğuz

17.06.2016

Random

RR-home-img2

 

Kaçıncı mağlubiyeyim bu kendime, kendimce yenildiğim…

Gücünün günden güne azaldığı ve olumlu her şeyin karanlık tarafa geçtiğini hissetmek…

Çok bir savaşım olmadı oysaki bu dünya da…

3 kere girdim savaşa şu an ise üçüncü mağlubiyetimle başbaşayım neredeyse, bir mucize olmazsa kazanmamda zor yine…

İlk savaşımda 20 yaşımdaydım, 1 yıl sürdü ben savaşı kazanmak için asyadan avrupaya geçtim ama osmanlı gibi viyanadan sonra hep toprak kaybettim…

İkinci savaşımda 27 yaşındaydım var olan eldeki son toprak parçalarını da savunmaya çalıştım o savaşta 1 yıl sürdü, tam her şey yolunda dediğim anda en güvendiğim noktadan yedim darbeyi ve savunmam çöktü…

Şimdi dün hesapladım da tam 9 ay oldu…

Diğerlerine nazaran bu savaşın adı,  sanı yoktu…

Bilinmezlikte gidip geldi

Ne ne olduğunu bildi

Ne de ne olmadığını

Bir an vardı

Bir an yok…

Şimdi ne durumda o da meçhul…

Ama bana kalırsa yavaşça o da tükeniyor…

Ve ben uine bu savaşta da varımı yoğumu koydum…

Kendimden iyi olduğunu  bildiğim ne varsa koyarak…

Ve iyi bildiğim ne varsa yine beni götürdüğü yer mağlubiyet…

Bu ladar zayıf değilim dedim kendime defalarca

Değilim de

Ama sistem gözüme hep sen zayıfsın diyip duruyor

Sistem bana aklını kullanmıyorsun diyip duruyor

Oysa öbür tarafa göçtüğümüzde

Sevgiden başka ne kalacak ki elimizde.

Ve ben senle olan savaşımda yine yenilsemde

Kendim olmaktan vaz geçmeyeceğim.  Bende böyleyim.  Değişmeyeceğim.  Denedim değişemedim zaten…