gözlerini kapadı. nefes alışverişi sakindi… gözünde hep hayalini kurduğu yemyeşil doğa, tepeler, ağaçlar, patika yollar, şırıl şırıl akan ırmaklar, ırmağın kenarında bir kulübe, kulübenin küçük bir bahçesi ve renklerin bütünlüğünde akıp giden bir huzur hakimdi.

çamaşır ipinde serili beyaz çarşaflar ve çarşafların rüzgarla dans ederken arada bir göz kırpan güneş. huzurun en saf hali vardı içinde…

kulağında hafif rüzgarın getirdiği melodi ve karşısında…

rüzgarla dans eden çarşafların arasından sarı saçları ve bembeyaz teniyle, o hayat dolu, saf, sevdiğini, hemde yürekten sevdiğini hissettiren muhteşem parlayan gözleri ve gülüşüyle dans ederek bakıyordu. Güneş ışığı saçlarının arasından parlıyor ve bir melek gibi gözüküyordu. Üzerinde boydan hafif desenli beyaz bir elbise vardı ve ruha huzur veren bir an olarak canlanıyordu yeniden hatıralar…

bir hayal, bir anı ne kadar daha sürdürülebilirdi, gözlerini daha ne kadar kapalı tutabilirdi ki… Elbet açmak zorundaydı ve hayali bir bulut misali dağılacaktı. o hayal dünyasından sadece tek bir anı fotoğraflayacaktı, onu hatırlayacaktı, o son bakışı, sevgiyle dolu o son bakışı sadece…

bir film daha hüzünlü notalarla bitecek ve oyuncuların isimleri akacak o simsiyah ekrandan…

tüm hikayeler ve kahramanları siyah zemin üzerinde bembeyaz akan bir yazı olarak silinip gidecekti…

bir melek daha karanlığa boyun eğecek ve sahtelikler içerisinde yitip gidecekti…

sayılı saatler kala aklında sadece bu anı vardı

bekleyişin sona ereceği belliydi ama ne zaman biteceği bilinmiyordu.

ama bildiği tek şey her günün bitişi gibi sayılı saatleri kalmıştı o büyük güne…

her gün tekrar tekrar aynı hayali canlandırıyor, aynı bekleyişi gerçekleştiriyor, aynı son ile gözlerini kapıyordu.

aslında bir şeylerin farkındaydı… hayaller bile bu kadar kusursuz olmamalıydı.

güveni o kadar sarsılmıştı ki hayata karşı, hayalinin her gün tekrar üzerinden geçiyor, bir ipucu yakalamaya çalışıyordu…

hapsinden kurtulması için kör bir nokta bulmaya ve kurtuluşa o güneşin ışıl ışıl parladığı gözlerle dolu kalbe ulaşmaya çalışıyordu…

hiç bir güzelliğin bu kadar kusursuz olmasını kabul edemiyor ve her gün sayılı saatler kala tekrar tekrar ve tekrar aynı hayali yaşıyordu…

bazen savaşmaktan vazgeçiyor ve kendini hayale bırakıyordu. bilerek, isteyerek zarar görmesine rağmen o anlık huzur dolu duyguyu yaşamak için sonrasında çekeceği tüm acıları bilmesine rağmen anlık mutluluk için bırakıyordu kendini sahte ve yalan olan o anın huzuruna…

sevgiye o kadar muhtaçtı ki sahte olduğunu bilse bile, hayal olsa bile, uyanınca her şeyin silinip gideceğini bilse bile o kısacık an için tüm acılara razı oluyordu…

sayılı saatleri vardı… ve tüm acılarına rağmen bir umut, bir sevgi, bir huzur kırıntısına bile tutunup en değerli an’ı yaşamak istiyordu…

aslında gücü kalmamıştı günden güne zaman geçerken ve tükenirken hayat, ellerinden savrulan toprağın  hayatın kum saati olduğunu ve yavaşça tükenişini yaşarken…

avuçlarındaki bir karış toprak daha savruldu her hayal edişinde o huzuru, o son hayal kırıklığı ile yine mutsuz biten kirlenmiş, saflıktan uzak o an ile… meleğin şeytana dönüşmesi ile… sayılı saatler kalmıştı tükenişine ve elinde zamanın tükendiğini gösteren son toprak parçaları ile dağılıyordu dört bir yana parçaları ve eksiliyordu…

eğer bulamazsa meleğin neden şeytana dönüştüğünü, o kör noktayı yakalayamazsa, kendini suçlayarak her defasında son nefesini verecekti yavaşça…

anılar tükenecek

son toprak parçası savrulacak

hayali ve umudu silinecek

yalnızca kendisini koruduğu dört duvar kalacak ve hissizleşerek ölecekti…

ve şimdi bekliyordu bir gün daha bittikten sonra

diğer günün gelmesini

çünkü sadece bir kere kurabiliyordu hayali

yeni gün yeni hayal

ve yakalayacaktı belki o kör noktayı

melek melek olarak kalacak

ve kurtulacaktı hapishanesinden…

yada son atımlık kurşunu da bitecek

rüzgar savuracak son toz tanelerini

ve bitecekti hikaye

arka fonda hüzünlü bir müzik

ve siyah zeminde beyaz isimler

izleyenlerde bir damla göz yaşı

ve nota bitecek

ekran karanlığa bürünecekti…

şimdilik

yani sayılı saatler kala

hala umuda bırakıyordu kendini

….

 

tek yazımlık hikaye

Oğuzhan Abdi OĞUZ

13. 08.2016