Genel

Hayali Bir dünya

Ne zamandır suskunum

ve bir o kadar da dile gelen karamsar kelimelere sahibim

ve ne kadar karamsar ise cümleler

o kadar yazmak istememem

ama bu seferde

suskunluk ağır bastıkça

iç yorgunluğum artmakta

 

sonra tam yorulduğun anda

durup dinlenirsin il gördüğün güzel yerde

amaç yenilenmektir

tam o anda ben yorulduğumu tam anlamazken

bulut gibi sis içerisinden

pamukşeker gibi bir hayalin içinden

bir ses dedi dinlen

bir tatlı nağme

bir hoş tını

çekti beni yavaşça

dinleneyim dedim

sonra dedi ne kadar karamsarsın

sevgi varken bu hüzün neden

tebessüm etti bir çiçek

su kenarında sevgiyle hayat bulan

bir açelya

konuştu benimle

dedi umut var hala

sadece güzelliği gör

bir hayal kur kendine

o dünyaya aşık ol

o hayale yaz

susma sadece

kelimelerine hayat veren

kelimelerine değer veren

görünmez ruhlar var dedi

o zaman dedim bir aşk lazım bana

ve bir hayali dünya

yazmak lazım

öyle ki gerçek olmayacak kadar güzel

bu dünyayı yazmak lazım

yazmak lazım ki bir umuda tutunmak

ve bir hayale tutundurmak lazım kayıp ruhları

intihara sürüklemektense ruhu

çiçekbahçesinin en güzel çiçeği

o eşsiz açelyanın kokusunu hissetmeli

hissetmeliki

geleceğe bakabilmeli

kelimelere hayat verebilmeli

şimdi dinlenmiş ve yenilenmiş olarak

bir hayale yürüyorum

ve bir hayale yazıyorum kelimelerimi

çünkü o hayal anlattıklarıma değer veriyor.

beni duygulardan uzak tutun

tek cümledir hayatımın özeti

beni duygulardan uzak tutun

kendi kendime o kadar çok kaldım ki

en ufak his kırıntısında dağılıp saçmalamaya başlar haldeyim

bu kadar zayıf olduğum ve bilip düzeltemediğim tek zaafım işte

o kadar eksiğimki

uzun yıllardan gelen alışılmış yalnızlık

acınası bir beceriksizlik

ve sonsuzluk gibi gelen sona giden yolun yalnızlığı

bıkmışlık

anlamsızlık

tükenmişlik

hissizlik

ama içinde hissizliğin tezatı aşırı hislilik

çünkü

eksiğim…

hissediyorum

ve

eriyorum…

sustum…

sonsuz salınmışlık…

(Şarkı notu:””o koca umut tepesinin üstesinden gelmeye çalışıyorum 
bir amaç&yön uğruna “”)

 

yine

…….

yine mi….

evet yine…

kaçışım başlıyor,

iç hesaplaşmalarım,

ne kadar yorgun olduğumu farkediyorum sonra

yorgunum

ve gitgide yoruluyorum

sonra kapımı çalıyor üşengeçlik ve boşvermişlik…

sonra hafif bir algı…

geleceği çiziyor kafasında

yok ya diyor olmaz salla gitsin…

sonra başlamadan biten bir savaş….

sonra diyor

en iyisi yalnız yürümek

kendini alıp gitmek

kaçmak diyor yine içine doğru saklanmak

susuyor..

susarken konuşan tek şey müziklerim oluyor…

iyi ki diyorum

iyiki müziklerim var..

yol müziklerim…

ve tekrar susuyor

kendimi yıldızlara bırakıyorum…

geceye salıyorum

ve kenara bir şarkı bırakıyorum

bu hatırayı da kenara saklamak için ve hatırlatması için

 

Aklın Can Çekişmeleri

yine geldiler

çokta keyifsizler

böyle tadları tuzları yok

düşünceler düşünmeler düşüncesizlikler

düşünmeyi düşünmemeye çalışırken düşünceyle düşünmeme savaşları içinde düşünmemeye endekslenip düşünmeye bırakılan düşünceye hüküm sürülemeyen düşünmeli ama ne düşünüldüğünün farkında bile olunmayan düşünülmeyen ama düşünülmüş gibi geçen düşünceli saatler.

sonuç aç kendine bir dizi

unut her şeyi

sonuç

aralıksız izlenmiş 6 bölüm #narcos dizisi

sonra uyku

bu kaçışlar ne kadar sürecek bilinmez

eskiden kitap okurdum düşünmemek için

sonra dizi filme bıraktı kendine düşünmeme savaşlarım

şimdi gezme tozma yollarda bulma

ama yollar tedavi etti beni

çünkü düşüncemi yönlendirebiliyordum

düşünceye hüküm sürdükçe

daha güzel düşünmeye başladım

ama ya yolda değilsem!!!

işte sorun burada başlıyor

yol beni iyileştiriyor

21 saat süren van gölü ekspresi ile yapılan yalnız yolculuk

gezilen 3 ülke

69 şehir

otobüsler

trenler

uçaklar

yürüyüşler

en çok da yürüyüşleri sevdim

bir gün de katedilen 25 km yollar

her defasında kaybolunan

nereye gittiğini bilmediğin yollar

ve yeni şeyler görme arzusu

arasokaklarda kaybolmak

ormanda kaybolmak

kendinde kaybolmak

kayboluşlarında

sokakta bulunan bir güzelliği

ormanda çıkılan zirvede görünen manzara

kendinde bulduğun güzellikler

aslında kaybolmak karamsarlığa bağlanmamalıydı

kaybolmak kendini keşfedişti tekrardan

bende buldum kendimi

her yola çıktığımda

şimdi ise

8-5 haftanın 6 günü zoraki hayat

ve sonrasına sıkıştırılmış kurtuluş çabaları

ve soru şu bu dünya da niye varız

bence biz yaşamayı çok yanlış anladık

fakat anlatacağım seviye de insan kalmadı şimdi

önce dünyaya sustuk

sonra insanlara sustuk

en son kendimize

ölürkende kelimelerimize sustuk

ben şu an son evredeyim

ölürsem

susacak kelimelerim

direniyorum hala

çünkü anlatacaklarım var.

benden kalacak tek miras

o yüzden

başladım yeniden yazmaya…

 

oğuzhan abdi oğuz

 

rakı taneleri

dışarda kar yağıyor

beyazlar içerisinde dünya

çevrem beyazlar içerisinde

ben yorgun ben bitik ben yitik

içim nedense sıkıntılı
hani dedim ya çok içen biri değilim
böyle oturup hüzünlü şarkılar dinleyip
bi kaç duble rakı içerken kederle oturmak
kederle susmak kederle kederli şarkılar dinlemek istiyorum

bana şuan lazım bir sahil kasabası

bir mavi deniz ve gökyüzü

hafif kızıl gün batımı

tablo gibi bir görüntü ve kederli içimle

şimdi karşımda kar taneleri değil

keder yüklü rakı taneleri yağıyor

tane tane kederlerle

 

ve sordu bana

—-gitmeler neden….

gitmelere alışığız biz :) o yüzden kendinle kendince
—Alışık mısın neden
öyle tabi alışığız çünkü
çok insan geldi geçti en az 1500 öğrenci geldi gitti
üniversitedekiler geldi gitti
akrabalar şehir değiştirdi geldi gitti
eski mahalledekiler geldi gitti
tiyatro yaptım askerlik yaptım
geldi gitti
gezdim gezdiğim yerdekiler geldi gitti
kısmen hayatımıza girenler oldu
onlarda geldi gitti
yani insanlar gelirler giderler
yapman gereken güzellikleri al
hoş anıları koy kenara
kötülere takılma kötüleri umursama
kendinle kendinle yaşa güzelce :)
hayat bile geliyor ve gidiyor günden güne tükeniyor
yyaşadım demek için anılar gerek anıların kadar yaşarsın hayatta

benimde kalbim var

ya yapmayın şöyle

bir an umut verip

daha umudu içime sindirmeye çalışırken

tüm karabasan korkularımın

tüm melankolik gecelerimin

tüm kendimi yollara verip

düşünceyle geçen km’lerce yolun

sonu yokmuşcasına içimde açtığı acıya

bıraktırmayın kendimi

neden diye

sormaktan yoruldum

duvar ördüm

duvarları yıktınız

şimdi zırh ördürmeyin bana

dünyadan lanet ettirmeyin

kalbimiz çocuk

kalbimiz temiz

kalbimiz sevgiye aaç

sadece sevseniz çok mu zor

benimde kalbim var….

içim

susuyorum
duygusuzluğum
umursamazlığım had safhada
diyorum ki
lan ne güzel değiştir
demir gibi oldun
etkilemiyor hiçbirşey seni
duvar gibisin
sonra bir çift göz sevgi gösteriyor
temkinli ilerliyorsun
bakıyorsun bazı şeyler olacak gibi
bir anda yıkılıyor duvarlar
o demir gibi iç
gidiyor bırakmak istercesine kendini bir damla gözyaşına yolculuk ediyor
henüz düşmüyor ama
ama
içim acıyor yine
içimi açtıkça
neden uzaklaşıyor
adımlar geri gidiyor…
yoruldum patron
yoruldum
içim acıyor.

10 Kasım – Son Kasım’a Kadar – Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 

İçimize bakmamız yeterliydi

Bakamadık

Senin fikirlerine hayat verdikçe

Senin izinde ilerledikçe

Seni yaşatacaktık

Bilemedik.

Bir heykel yada bir vücut aradık

bekledik senden sonra

Ama hepimizin

Ata Türk

olduğunu göremedik

Anlayamadık

Geriye gittikçe ülkemiz

Uzaklaştıkça medeniyetten

Seni daha iyi görüyoruz

Biliyorum ki

Akılda

Fikirde

İlimde

Bilimde

Toprakta

Tabiatta

Nereye baksam

Senden bir parça

Çünkü hepimiz

Ata Türk’üz

İzinde…

Ve cahillik

günden düne

ilerledikçe

Seni daha iyi anlıyoruz…

@oguzhanabdioguz

@etkinlikayseri

lan! yine mi? (sus lan sus)

30 yıldır yaşıyorum 30 yıldır atamadım şu buhranları. an ve an gelen hayatın neresindeyim lan ben derdi

bir an durup düşünüp napıyorum oğlum ben durumu.

bir an bakıp hayatımda kim var diyip

kalabalık içinde yalnız kalmış hissiyatı.

ve an ve an sus oğlum konuşma lan konuşma dedim sana içini açma kelimelere dökme sus hissetme düşünme görme yapma etme sus oğlum sus bastırışları kendime

kendimce …

aşırı yalnızlık içeren ama bir o kadar aşırı kalabalık bir hayat benimkisi

aşırı aktiflik içinde olan ama aşırı sakinlik isteyen bir hayat benimkisi

aşırı bir köşe de kendince yaşamak isteyim aşırı herkes tarafından dile gelen bir hayat benimkisi

aşırı bir ben olan ama aşırı bir benden uzak kendimden uzak bir hayat benimkisi

yorgunluk had safhada

can sıkıntısı

varlığına şükrettiklerim var etrafımda

ama neden bu yetmez dediğimiz duygular

çok mu filmlerin etkisinde kaldık

aşkı bize neden en gerekli temel taş olarak sundular bize

eksikliğini en çok hissettiğim sevgi elini tutacağım biri neden oluyor…

birde o el kenetlenecek el bulamayınca neden kendim eksikmişim gibi

düşünmekten yorulup kendimi düşünmemeye sevk edecek her işe el atıp

sonra tekrar anlık boşluklarda tekrar düşünmek

daha ne kadar kendimi meşgul edebilirim

daha ne akdar kendimi dışarı atıp

kendimden kaçabilirim

bilmiyorum

içimi de açmak istemiyorum

açamıyorumda zaten

ne zaman konuşsa gözlerim

ışık ve aydınlık olarak gördüklerim

karanlık göz bebeklerine dönüşüyor karşımda

korkularım var

korkuyorum

en çok bu buhranlardan

bazen boktan yaşıyoruz lan diyorum kendime

bazen hiçbir anlamı yok diyorum

bazen başardığım işler ve hayatıma giren kazandığım hayatları görünce oğlum yaşamak gibisi yok diyorum

bazen gezip gördükçe her gördüğüm yerde o ilk heyecan ve oğlum hayat beeee diyorum kendime

lan yine yaşıyorsun diyorum

sonra gittiğim yerlerde kaldığım yerlerde gece çöküyor

dalga sesi rüzgar sesi ağaçların yapraklarının sesi bulutlar yıldızlar ay ışığı derken

kendimi düşüncelere bırakıyorum

bir müziğin ritmine bırakıyorum

bir bakıyorum lan ne boktan hayat

ne anlamsız hayat

çok karışığım

çok karman çormanım

bu gidişler bu kaçışlar bu savaş nereye kadar

oysa sadece beklediğim birinin içimi görmesi içimde beni bulması ve çıkarıp kendi yüreğini koyması kurtarması bir nebze

bulması birisinin beni

ama sonra diyorum işte iyiki yalnızlık var

sonra diyorum işte kim uğraşacak

sonra diyorum işte ya ben onun içini göremezsem

tek taraflılık çift taraflılık hayatlar şartlar ıdılar vıdılar

diyorum sonra sus

sus lan sus

sus artık konuşma

düğşünceler susun

kelimeler dökülmeyin susun

açma içini oğlum

her şey güllük gülistanlık de gitsin

gören sansın hayatı sen yaşıyorsun

yaptığın işlerle başarılarınla artistlen oğlum diyorum

sus diyorum susmuyor

kendime kendimce düşüncelerle

beynimi yiyorum

kendi yalnızlığıma hapsolasım var yine

yalnızlığa adayasım var hayatı

çünkü ne zaman açsam içimi

ne zaman dökülse kelimelerim

içim oluyor hep Hiç’im

aslında bir hiç’im kimsenin olmadım birşeyi

kendimin olamadığım gibi

sus lan sus

konuşma

yeme beynimi sus

anlatma kendini

bırak hayat böyle işte

attın adımı ilerliyorsun sona doğru

bırak gelsin son

sen sus

sus lan sus

…….

sssuuuuuuuusssss