Anılarda Ölümsüzlük

love-memories-with-4you

 

adımlar

yavaş yavaş

sessizce

ilerler

çatpat ilk önce

sendeleyerek

sonra sağlam basmaya başlar

sonra koşmaya

sonra soluksuz kalırcasına

yollar katetmeye başlar ayaklar

sonra yavaşlar

kırışıklıklarıyla git gide sessizleşir ayaklar

zamanın sonunun gelişini haber verircesine

tekrar sendeler ayaklar

ve bir bakmışın ayaklar durmuş

etrafını toprak doldurmuş

gençliğinde kumsala gömdüğün

şimdi geride bir hayat bırakmış

belki çürümek belki tekrar filizlenmek için

etrafı toprak altında

gözünü açıp kapar ya insan

işte o kadar kısa bir hayattı bizimkisi

sadece biriktirdiğimiz anılarla

uzun metrajlı halini çektik

izi kalırcasına geçmişin

ve her hikaye her kahramanda

bir parça daha biz bıraktık

öldük belki ama

hala yaşadık

anılarla ölümsüzlüğü…

 

oğuzhan abdi oğuz

Ve Zaman Fısıldayacak Her Zaman Umut Olduğunu…

cehennem zaman

 

Buz Tutmuş Duyguların Zamanla Acılarla, İçi Yana Yana Eriyip, Duygu Cehennemlerinde Yanışını Gördüm Defalarca…
Kimi Zebani İnsani Güzelliğin Ardına Saklanmış Bir Surette Kandırdı, Kimi Kendi İç Hesaplaşmalarım İçerisinde Beni…
Ruh Kayıp Şimdi…

Yılların Getirmiş Olduğu Yorgunluk Hakim Artık Gözlerimde…
Kırışıklıklarım Artmakta, Saçlarım Hayat Hengamesinde Biraz Daha Toprak Rengine Bürünüyor…
Alın Yazılarımız Arttıkça, Alnımızda Açılıyor Zamandan Önce İlerlemeye Çalışırcasına, Geleceğe…

Bilirim Dünya Tozpembe Değil…
Zamandır Benim En İyi Öğretmenim…
Öğretti Bana Mutluyken Mutsuzluğu,
Gülerken Ağlamayı,
Yaşarken Ölmeyi,
Susarken Konuşmayı…

Gözlerle Konuştuk Önce, Sonra Bedenimiz Konuştu Günden Güne Toprağa Doğru Çekildikçe…
Toprak Kuru,
Toprak Rüzgarla Sert Bir Savaşçı,
Bir Yağmurla Yumuşak, Filizlenen Bir Dal

Hangisiydi Yaşantım…

Her Gözyaşından Sonra Filizlendim Mi Tekrar Saf Duygularla…
Her Öfke Dolu Anıdan Sonra Sert Esen Bir Rüzgarın Savurduğu Parçalarla Zedeledim Mi Etrafı…
Bildiğim Her yere Bir Parçamın Dağıldığı…

Toplayamıyorum Kendimi…

İyilerimin Yanında En Çok Dağılmışlığım Var…
Bilirim Bu Dünyada Da Cehennemi Yaşayanlar Var…
Cehennem… Eriyip Gitmek Mi Acı Veren, Yada İçindeki Bu Ateşi Söndürememek Mi…
Neden-Lerle Başlayan Bir Sürü Sorum Var Sana…

Onca Başarının, Onca İyi Olma Savaşının, Onca Kazanılmış Yüreğin, Onca Kahramanlık Öykülerimin Yanında Bu Başarısızlık Neden…

Başaramıyorum, Anlayamıyorum… Ne Sorunu Çözebiliyorum, Ne Sorunu Anlayabiliyorum…
Genellemelerle İlerlerken Bakıyorum Kendime…
Böyle Olmamam Gerek Aslında…
Ama Ne Hikmetse Bana Bahşedilen Yalnız Yürümek…

Yalnız…

Bir Ben Var Benden İçeri
Bir Ben Var
Bir Ben
Bir

….

Yorgunum… Benim Suçum Değil Ama Bu Sefer Yorgun Olmam,
Tamamen Zamanın Etkisi Hakim Yıkıntılarıma….

Belki Bana Da Gülecek Hayat

Belki Şimdi

Belki Son Nefesimi Verirken

Ben Bekleyeceğim Mecburen…

Ait Olmak İçin Ait Olunmayı…

 

Zaman

Bilirim Yamansın

Ama Netsin

Yaşarken Tadını Al Dersin

Geçerken Bak Geç Kaldın Dersin

Geleceğe Umutla Bak Dersin

Bir Şekilde Nefes Almamıza Nedensin…

Geç Kaldığımı Hissetsem de Bu Hayata

Düzen Ve Sistemlerinize Yenilmek İstemiyorum…

Kendim İçin Ne Biliyorsam

Kendi İçimdeki Gibiyim Hep…

…..

Evet Savaştayım Şimdi.

Cehennemimle Savaştayım,

Ama Yılmadan Sonu Gelmez Savaştan Elbet Geleceğim Galip…

Bitecek Elbet Her şeyin Bittiği Gibi Bu Da…

Bitecek…

Ve Bende Güleceğim Artık…

 

Babama Sormuştum Bir Gün; ” Baba Seni Bu Hayatta Ne Mutlu Eder”

Babam Dedi Ki; “Oğlum, Evlenip Çocuğunla Eşinle Bizi Ziyarete Gelmen”

Bende Babamın Oğluyum İşte

Bu Hayatta Sorarsa Bir Gün Birisi

“Seni Bu Hayatta Ne Mutlu Eder” Diye

“Beni Ben Olarak Görüp, İçimi Anlayan Biri Olsun, Gözleri Işıl Işıl Bana Baksın Ve Bende Avuçlarıma Yüzünü Sığdırıp Sonsuzluğu Bahşedeyim”

Ne Sistem Köleliğinizdir İstediğim Ne Kara Düzeniniz.

Sevgidir Beklediğim

Ve Umutsuzda Olsam

Cehennemde De

Bilirim Bitecek, Eriyip Gidilen Günlerde

Ve Gelecek Beklenen…

 

Ben Ne Kadar Karamsar Olsam da

Zaman Fılısdayacak

Her Zaman

Umut Olduğunu…

 

Oğuzhan Abdi Oğuz

 

Ay’a Aşık Gece…

ay ve gece

 

Gece
Ay Işığına Aşık
Ay Binlerce Yıldızın Kendine Olan Hayranlığı Altında
Kendini Beğenmiş Ve Havalı

Gece
Karanlık Ve Sisli
İçinde Şarkılar Gizli

Ay’ın Etrafında
Binlerce Şarkı Mırıldanan
Ay’a Hayran Yıldız Taneleri

Gece
Kendince, Kendiyle
Sessizliğinin Mırıltılarıyla
Ruhuna Seslendiriyor
Ay’a Olan Aşkını
Gece
Ürkek Ve Utangac
Kalbini Aydınlatan
O Kocaman Işık Topu Ay Parçasına
Daha İlk Günden Beri Aşık
Gece
Ay’a Aşık
Ay Kendine

Ay
Etrafındaki Yıldız Tanelerinin
Kendisine Yaktığı Aşk Şarkılarından Beslenerek
Parlıyor Işıl Işıl Daha Fazla

Ay Kendini Beğenmiş
Gece Umutsuzca Uzaktan İzliyor Aşkını
Ve
Ay Sönüyor Yavaşta
Tükeniyor
Geçiyor Tüm Şan Ve Şöhret

Güneş Parlıyor Uzaktan
Bakamıyorsun
Göremiyorsun
O Derece Parlak Hani
Bakarsan Körsün
Dokunursan Yanarsın

Ay Sönüyor
Gidiyor Tüm İhtişamı

Ve Birer Birer
Gidiyor Tüm Yıldız Taneleri
Ayın Etrafından

Ay Kederli
Ay Yalnız

Gece
Ay’a Hala Aşık
Hala Yanında

Ay Söndükce
Gece Ruhunda Aydınlanıyor

Gece
Bırakmıyor Yalnız Ay’ı
Sarıyor Karanlığına
Aşkını Terketmiyor

Güneş Aydınlanıyor
Gece Ay’ın peşinden gidiyor…

Gece Ve Ay Uzaktan İki Aşık
Söylenemeyen Cümlelerle
Sönüp Gidiyorlar

Bir Aşk Hikayesi Daha
Kavuşamadan Bitiyor…

Oğuzhan Abdi Oğuz

 

Şiir Yazan Erkek

siir yazan erkek

Sahtelikler içerisindedir Aşk
Mesela kadınlar şiir yazan, seven erkek sevmezler
ama aşıklardır, Cemal Süreyya’ya , Orhan Veli’ye
Ne tezattır ki
Şiir yazan erkektir
ve hep bir sevdanın peşindedir…
Oysa okudukları mısralar kadar değer verselerdi
Hangi acı kalırdı kavuşamamanın hasretliğinde
Tüm şiir yazan erkeklerin yüreğinde

Biz şiir yazarız
ve siz gider başkasını seversiniz
Bizim dizelerimiz ve mısralarımızla
Ona aşkınızı dile getirirsiniz
Çünkü Aşk
Sahtelikler içerisindedir
Dürüst asla değildir
ve kadınlar şiir yazan erkek sevmez
Şiir yazdıran kadınları severler…
oğuzhan abdi oğuz

AŞKIN EN GÜZEL ZAMANI

2652626262

Hani küçüktük
ellerimiz küçüktü
bedenimiz

biz küçücüktük

hayallerimiz büyüktü
kalbimiz büyüktü
saftık

annelerimizle gezerken o günden bu güne
pastalar börekler içerisinde tanıdık aşkı

gözlerinden kaçırdık gözlerimizi
bir odadan diğer odaya kaçtık
korktuk çünkü sevmekten

küçükken hislerimizle tanırdık yaşamı
küçükken anladık sevginin, aşkın
sadece acıdan ibaret korkulası olduğunu

yüreğimiz saftı yinede
o kadar masum sevdik ki birbirimizi
sadece yanyana olmaktı arzumuz

şimdi büyüdük
ne saflık kaldı, ne sevgiden kaçış

elde kalan yalnızca
çıkarlar üzerine kurulu sevdalar

kirlendikçe ruhlar
dönüp baktık defalarca geçmişe

her ne kadar korktuysakta
aşk en güzel
çocukken yaşandı
saf
temiz

Aşkın En Güzel Zamanı
Çocukluğumuzdu

oğuzhan abdi oğuz

Bir Ritim idi Yaşamak

Untitled-1

Bir ritim idi yaşamak… düzenli adımlarla ilerlerken bazen olumlu bazen olumsuz durumlarla karşılaşmaktı aslında…

Atılan adımların sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığımızda…

Bir an çok mutlu, sevinçten havalara uçar oluruz

Bir an da ağlamaklıyızdır…

Ritimdir aslında duygunun sonucu…

Attığın adımlardır..

  • “Tek Vuruş; RLRLRLRLR… diye gider. Yani bir sağ bir sol yapılır. “

önce adımlarımız temkinlidir. dikkatle atılır.

  • “Çift Vuruş; RRLLRRLLRRLL… diye gider. Yani iki sağ iki sol yapılır.”

daha sonra düzene alıştıkça bünye yediğimiz darbeler ve attığımız darbeler çeşitlenir… öğreniyoruzdur hayatı daha iyi

  • Üçleme; RLR. Bu teknik daha ileri düzeydir. Burada bir dörtlükte üç vuruş yapılır.

bir bakmışsınız hayatsal öğretilerle gitgide daha kurnaz daha akıllı daha pratik zeka yapmıştır bizi, olmuşsunuzdur…

  • Altılama; RLRLRL. Tıpkı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.

ve artık ustasınızdır… düzen içerisindeki düzenbazlıklarda… siyasetçiler gibi aslında..

söylemler ağzınızdan çıkar herkes inanır

siz bile inanırsınız kendinize

bir ruh inanmaz

çünkü ruh saftır

saflık arar…

hayat sizi tüm çıkar ilişkileriyle iterken komplo dolu günlere

ben hala direniyorum iyi bildiğim şeyler için savaşmaya…

iyi olmak

saf olmak

temiz düşünce sahibi olmak

ruha inanmak ve sevgiyi anmak

artık aptallık olarak adlandırılıyorsa

ve insanlar size şaşkın şaşkın nasıl bu kadariyi düşünebiliyor olabiliyorsun diyorsa

kirlenmiş dünyada berrak olmaktan gururlu

ve içimde taşıdığım ruh ile hala umutluyum yarınlardan…

iyi bildiğimiz ne varsa

onlar için tekrardan

ruhun ritmi dilleniyor hayat şarkılarımızda….

 

oğuzhan abdi oğuz

30.10.2015

Oysa Gecedir “Hiçliğin” Adı

 

fffff

adımlar,
yavaş yavaş yavaş hüzün taşıyor…

Baş önde,  kaldırım taşlarının ağırlığını taşıyormuşcasına  ve gözler bakıyor kaldırım taşlarına…

Kulaklar biraz önce çıkmış olduğu evde duyduğu o son sözleri mırıldanıyor tekrar tekrar…

Hafif esinti, ruhunun kızgınlığını söndürmeye çalışırcasına …

kulaklarındaki mırıltıları sustururcasına esen,

içinde isyan kopan ruhu sakinleştirmeye çalışıyor sanki…

göz kapaları hızla açılıp kapanıyor,

gecenin loşluğuna aldırmadan sırayla geçiyor sokak lambalarının altından,

esinti uzaktan kazım koyuncu şarkıları mırıldanmaya başlıyor…

yavaşça başını kaldırır gibi oluyor… nede olsa yalnızlığa defalarca şarkılar seslendirmiştir kazım abi… hemdekaldırım köşelerinde…

yağmur damlaları ince hissettirmeden damlıyor saçlarının beyazının arasına…

hiddetle çıkılmış yol pişmanlıkla sonlanmak üzere bir sokak lambası altında…

kim bilir ne zamandır yürüyor, yollar katediyor ve ne kadar uzakta şimdi…

ne kadar uzağa gidebilir ki insan…

“koş forrest koş” koşarak ne kadar uzaklaşabilir ki dününden , şu anından yada geleceğe attığı adımlardan insan…

oysa adımlarınla ilerlerken geleceğe doğru, nerede olduğunu hep bilmelisin…

bir sonraki adımı atarken, Bir önceki Adımın nereden geldiğini bilmelisin …

dudaklarından süzülen her kelime,  yaptığın yolculuğu anlatmalı …

tabi  her yolculuk anlamlı olmaz,

içinde barındırdığı acılarda anlarsın Onun değerini

kurtuluştur Aslında kelimeler

adımlar hızını kaybetti

önce sokak lambasının altında duraksadı sonra kendini gecenin karanlığına gizlemiş gölgelerle dolu bir ağaç dibinde bıraktı

yorgundu

yorgun…

ruhunun kızgınlığını söndürmeye çalışan esinti şimdi duygularını hissizleştirme eyleminde…

beden gece tek başına bir ağaç altında yalnızca kendine sarılır ve o an anlar insan

aslında iki kişinin dünyaya getirdiği tek başına bir hiçlik olduğunu…

sabaha karşı doğan güneşte aslında umut taşımaz insana ,

umut gece boyu buz tutmuş,  hislerini kaybetmiştir.

Sabah güneşinin görevi ruhun hiçliğini aydınlatmasıdır…

kendi benliğine aitliğin başlangıcıdır yeni gün…

Aydınlanan gün içerisinde ruhun bedene verdiği telkinlerle, gülümsemeler ışık saçar etrafa…

oysa gecedir hiçliğin adı…

ne kadar ışıl ışıl, göz alıcı ol… bir yıldız zerreciği kadardır aydınlığın gecede…

güneşte olsan, tersine döndükten sonra dünya

hiç bir hükmün kalmaz karanlıklarda…

ve gecenin karanlığında tekrar bulursun kendini o ağaç altında…

her gün biraz daha yiterek…

Bilmem kaçıncı gündü..

hiçliğinin silikleştiği…

gözlerini araladı kendi hayatından sıyrılarak yolun karşısında

hayata karışmış diğer hayatları gözlerken…

ve o…

onu gördü…

tekrar mırıldanmaya başladı o son cümleler kulaklarında…

ama olsun…

Ne de güzeldi onu yeniden görmek.

Bir ağaç arkasına sinmis ruh ve gölgelere saklanıyordu belki

ama

onun ışıklar altında parlayan gözleri

ve dünyaya barış getirebilecek kadar, dünyanın yedi harikasindan da daha etkileyici olan o tebessümü görmek yanaklarında açan…

Daha ne isteyebilirdi ki..

“Tam da…” dedi…

“Of..

İç çekişlerinin tamda sırası…

Neden aynı evrende değiliz onunla…

O gösterişli ve şamatalı bir dünya da yaşarken ben nerdeyim…

Geldiğim yeri bile unuttum…”

Geldiği yeri bile unuttu..

hiç bir şey demeden gittiğinden beri

ilkkez

ama bu sefer uzaktan

izledi onu

kendi evreninde

onun dünyasını…

rüyalarda gelen karabasan çığlıklar gibi sesleniyordu içinden ona

ama o duymuyordu

ve sesi çıkmıyordu…

hiçlik

karanlığın içinde

ışığı çekti içine…

bir aşk daha kendini şamatalı, gösterişli hayata bıraktı…

bu hikayeyi de hiçbir bülbül şakımadı…

 

oğuzhan abdi oğuz…

 

yazmak için yazılan hikayeler serisi 1783 ;)

 

Tek yazımlık Hikayeler….

 

 

YİNE Mİ ÖLDÜK

ANTALYA ŞEHİTLİĞİ'NDE DUYGULANDIRAN TÖREN ŞEHİT ANNESİ SABRİYE, OĞLUNU MEZAR TAŞINI ÖPEREK ANDI ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100’ÜNCÜ YILINDA ANTALYA’DAKİ ŞEHİTLİKTE BİR ANMA TÖRENİ DÜZENLENDİ TÖRENDE 1996 YILINDA ŞEHİT DÜŞEN ASTEĞMEN ATİLLA NİZAM’IN ANNESİ SABRİYE’NİN OĞLUNUN MEZAR TAŞINI ÖPEREK AĞLAMASI DUYGU DOLU ANLARIN YAŞANMASINA NEDEN OLDU AĞLAYAN EŞİNİ SAKİNLEŞTİRMEK EŞİ ALİ NİZAM’A DÜŞTÜ

yine mi öldük
bilmem kaçıncı defa
tekrar tekrar
60’larda
80’lerde
90’larda
ve şimdi
2010’larda
yine mi öldük
toprak kana doymuyor ki hiç,
topraktan olma siyasiler de bir o kadar açlar kana…
isyan et arkadaşım
birlik ol
ülkene kol kanat ger…
sonra…
sonra bir siyasinin önderliğine ada hayatını…
bu sefer o kanı sen akıt…
ülkece akan kanın sorumlusu
ne A partisi, ne B partisinin lideri, ne derin devlet, ne dış güçler, ne şizofren paralel
bu kanı akıtan sensin kardeşim..
sen, ben, hepimiz…
birlik olmadıkça
okumadıkça
biziz.
sahtekarlık, riyakarlık, yalan,dolan,ihanet sarmış dörtbiryanı
ülkemin insanları bu düzene dur demeyip, düzene uyuyor hergün biraz daha şuurunu kaybedercesine
uyan ülkem uyan artık, akan bizim kanımız
kendimizi vuruyoruz farkındamısınız…
kalplerimiz kurudu farkındamısınız…
şehit haberleri almaya bünyemiz alıştı farkındamısınız…
ölümlere, ihmallere, torpillere, yolsuzluklara, ahlaksızlıklara, şahsi menfaat ve çıkar dolu düzene alıştık farkındamısınız…
eğitimsiziz, bilgisiziz, cahiliz, bilmişiz, kraldan çok kralcıyız…
ne tarih okumuşuz ne de din…
hepimiz birer heykeliz, birbirine benzeyen… şekilciyiz, taklitciyiz, dışı boş, içi boşuz…
ötekileşmişiz, ya bir taraf seçmişiz ya bertaraf olmuşuz, en kötü hiç olmuşuz arada…
….
COPaficUAAA4h5I
şimdi gerçekten yüreğinde iyilik olarak bir şehit çocuğunu alıyor geçmişte, bugünde, gelecekte bir siyasi…
mutlu olsun istiyor babasız ne kadar olabilirse…
çok güzel, allah razı olsun… Peki Ya Sonra…
aradan yıllar geçiyor o şehit çocuğu babasız büyüyor diyor Devlet Baba nerdesin ses yok…
Okula gidiyor öksüz, başı sıkışıyor Devlet Baba diyor ses yok…
Üniversiteli oluyor, param yok diyor, Devlet Baba diyor ses yok…
Meslek edinip hayat kurmak istiyor, Kpss diyor , dershane diyor, atama diyor, Devlet Baba duy beni diyor
Ses yok…
oysa tv karşısında yanımdaydın sen şimdi nerdesin, ben büyüdükçe sende mi beni terkettin
Devlet baba ses ver nerdesin…
….
Bugün gün kızıl, toprak kızıl, gözlerimiz kan çanağı…
Uyku tutmadı ki bizleri…
Ülkece başımız sağolsun…

Oğuzhan Abdi OĞUZ

DÜNYA DÜZEN(LERİ);

politika
DÜNYA DÜZEN(LERİ);
DÜNYA DÜZENİ – 1: Halk denilen kesim siyasi sistemin kölesidir.
DÜNYA DÜZENİ – 2: Kötüler her zaman kazanır ÇÜNKÜ; İyiler her zaman Tembeldir.
DÜNYA DÜZENİ – 3: Paran yoksa değerin yoktur.
DÜNYA DÜZENİ – 4: İşin makam ve mertebe arz etmiyorsa yine değerin yoktur.
DÜNYA DÜZENİ – 5: Dünya artık sanal klavye kabadayılarının etkisindedir.
DÜNYA DÜZENİ – 6: Her vatandaş bir siyasi parti taraftarı ve holiganıdır.
DÜNYA DÜZENİ – 7: Her vatandaş bir siyasi parti liderinin kulu köpeğidir.
DÜNYA DÜZENİ – 8: Her vatandaş inandığı kişi %99 kötü de olsa sonsuz savunucusudur. Aşığıdır. Mecnunudur.
DÜNYA DÜZENİ – 9: Dünya da İyi veya Kötü – Doğru veya Yanlış yoktur. Siyasilerin İyi veya Kötü dedikleri – Siyasilerin Doğru veya Yanlış dedikleri vardır.
DÜNYA DÜZENİ – 10: Her vatandaş bu siyasilerin dediklerine koşulsuz, yargısız, düşünmeden inanmakla yükümlüdür.
DÜNYA DÜZENİ – 11: Sorgulamak, araştırmak en büyük yanlıştır, Sizi demir parmaklıklara yada halk tarafından dışlanmaya ötekileştirmeye yitebilir.
DÜNYA DÜZENİ – 12: Arabanız yoksa bayanlar için 1-0 yenik durumdasınızdır sayın erkekler…
DÜNYA DÜZENİ – 13: Dişiliğinizi kullanmıyorsanız, bakım yapmıyorsanız sizde 1-0 yenik durumdasınız bayanlar.
DÜNYA DÜZENİ – 14: Din inançtır. Dinimiz “İkra “Oku”! ” diye başlar lakin büyük bir çoğunlukla insanlar okumadan direk hocalar, şeyhlere, şıhlara, anne ve babalarının bilgilerinden öğrendikleri şekilde dinlerini yaşarlar ve sonuç olarak “İkra “Oku”! ” diye başlayan dinimizi anlamadan baskı ve zulüm yaşatırlar.
DÜNYA DÜZENİ – 15: İnsanlar herşeyi kendilerine göre anlarlar ve benim bu yazdıklarımdan milyon tane anlam çıkarırlar ve benim söylediklerimi asla anlamadan beni yargılarlar….
DÜNYA DÜZENİ – 16: Etiketler bu hayatta çok önemlidir etiketin yoksa görünmez birisindir. Seni sallayan olmaz.
DÜNYA DÜZENİ – 17: Çıkar ilişkin yoksa bu hayatta hiçbirşey elde edemezsin. Hep yerinde sayarsın.
DÜNYA DÜZENİ – 18: İnsanlar yalancı, sahtekar, dolandırıcıdır.
DÜNYA DÜZENİ – 19: Çıkarlarına uydukça her insan için bir melek, çıkarına uymuyorsan çirkef, kepazesindir. Çünkü dünyada Doğrular yok Çıkarlar vardır.
DÜNYA DÜZENİ – 20: Dünya düzeni düzenlerle düzülenlerle oluşur. Halk hep ezilendir.
DÜNYA DÜZENİ – 21: Ve halk Ve siyasiler Ve din Ve insanlar böyle oldukça Daha çok 20’lik delikanlı şehit olup gidecektir.
 
Şimdilik iç çekişlerim bu kadar. Ve büyük harflerle tekrar ediyorum.
HİÇ BİR SİYASİ PARTİ SEMPATİZANI,TARAFTARI DEĞİLİM. BEN SADECE BENİM.
 
FATAL EROR.